BAŞARININ FORMÜLÜ
Kitap her ne kadar eğitimi merkezine almış olsa da aslında anlatılan bir girişim hikâyesi. Lise yıllarında öğrenci olarak gittiği dershaneyi satın alan kaç öğrenci tanıyorsunuz? Benim kitabı okurken fark ettiğim bir önemli nokta da Enver Bey’in girişimci olarak daha ilk baştan yaptığı işin merkezine öğretmen ve pazarlamayı koyması. Yaptığı her atılımda bu formülün sonucunu aldığını kitabı okudukça anlıyorsunuz. Daha ilk yıllarda star öğretmen transfer ederken altındaki arabayı şoförüyle yeni transfer ettiği öğretmenin emrine veren bir vizyon... Arkadaşlarını kalabalık otobüslere yollayıp Laleli durağına gelince ‘Uğur Dershanesi’nde inecek var!’ diye bağırmayı akıl eden bir detay... Bugün hem Türkiye’de hem başta Amerika olmak üzere Almanya ve Gürcistan’da pek çok noktada yer alan bir markanın kuruluş kodlarını bu ilk yıllarda hayata geçen formülde bulmak mümkün.
Türkiye’nin köyden kente göç ettiği dönemde geçen hikâye tahmin edeceğiniz gibi iniş-çıkışlarla dolu. Utangaç, köylü delikanlının kendine güveni tam bir şehirli kız olan müstakbel eşiyle tanışması, ardından 12 Eylül gölgesinde geçen düğün hazırlıkları ve o sırada ailenin yaşadığı derin acılar... Genç yaşta hem babasını hem de iki ağabeyini kaybetmenin tarifsiz kederi... Baba hasretiyle geçen ilk gençlik yılları ve babanın göremediği zirve yılları...
İYİ HİKÂYE DÜZ OLMAZ!
Bulundukları sahada zirveye çıkmış kişilerin oraya nasıl geldiklerini anlatan hikâyeler Batı’da çok. Neredeyse herkesin bir başarı hikâyesi var burada. Spordan sanata, girişimcilikten bilim dünyasına, sanattan siyasete her alanda ileri giden isimler oturup başlarından geçen macerayı bütün içtenliğiyle paylaşıyor. Başta gençler olmak üzere dileyen herkes de bu hikâyenin detaylarını o biyografi kitaplarından okuyor. Bizde ise zirveye çıkanlar nerelerden geçerek oraya çıktıklarını paylaşmayı pek sevmiyor... Keşke daha çok paylaşsalar...
Selçuk Şirin
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/selcuk-sirin/bagirsak-nasil-ikinci-beyin-oldu-40971991

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder