17 Ocak 2021 Pazar

TED gibi konuşmak

 Fikirlerinizi ikna edici bir şekilde dile getirmeniz hayallerinizi gerçekleştirmek için ihtiyacınız olan tek sihirli yeti.

Başarılı sunumlar hazırlamak ve etkili bir konuşmacı olmak için 3 adet vazgeçilmez kurala uymanız gerekir. Carmine Gallo’ya göre, TED konferansında can kulağıyla dinlediğimiz konuşmaların ortak özellikleri bu değişmez üç kurala uymaya bağlı. 

TED gibi Konuşmak adını verdiği kitabında dünyanın en başarılı sunumlarının ardındaki sırları açığa çıkarıyor. Bu sırları çözmek sizi dinleyenlerin kalbini ve beynini kazanma yolundan geçiyor. Akıllıca yazılmış size adım adım hedef kitlenizin dikkatini çekmeyi, bilgilendirmeyi, zaman zaman eğlendirip zaman zaman gözlerini doldurmayı kısacası duygularını etkilemeyi pratik yöntemlerle anlatan etkili bir rehber kitap. 
Apple’nin markalaşmasında Steve Jobs’a büyük destek veren, Enchantment (Büyüleme) kitabının yazarı Guy Kawasaki Gallo’nun kitabını herkesi daha iyi konuşmacılar haline getirebilecek muhteşem bir bilgi kaynağı olarak nitelendirmiş. 

Misyonu fikirleri yaymak olan TED sunumları dünya genelinde internet üzerinden 1 milyar defadan fazla görüntülenmiş. TED Open Translation Project (Açık Çeviri Projesi) dahilinde 200 gönüllü çevirmen, 300 çeviri ve (İngilizce dışında) 40 yabancı dille başlayan çalışmalar bugün 45.000 sunumun çevirisinin bulunduğu geniş bir arşiv niteliği taşımakta. 

TED konuşmalarına gösterilen ilgi, fikirlerin 21.yüzyılın en güçlü para değeri olduğunu gösteren bir gerçek. 21. Yüzyıl birçok teknolojiyi kullanarak fikirleri yayma yüzyılı. Ancak TED sunumları sıradan sunumlar değil. Mesleğinde en başarılı kişilerin, dünyanın ileri gelen fikir liderlerinin fikirlerini kısa, etkileyici ve akılda kalıcı şekillerde bilgilerini paylaştığı, seyredenlerde çoğu zaman hayranlık ve hayret arasında duygular bırakan, ayakta alkışlanan konuşmalar.

Sunumlar duygusal yeni ve akılda kalıcı olmalı

TED sunumlarının etkileyiciliği sırf dünyanın en başarılı insanları tarafından yapılmasıyla kısıtlı değil. Sunumların her biri etkileyici konuşmalar. Konunun uzmanı olsanız da, konuya tamamen yabancı olsanız da keyifle ve daha da önemlisi merakla sonuna kadar dinlemek isteyeceğiniz sunumlar. Teknolojik inovasyonlardan küresel ısınmaya fakirliğe, pedagojiden yaşlanan nüfus problemine, milyar dolarlık şirketlerin kurucularından başarı öykülerinden Elif Şafak’ın da aralarında olduğu dünyaca ünlü yazarların edebiyat üzerine konuşmalarına kadar geniş bir konu yelpazesini barındıran sunumların ortak yönleri var.

Gallo bu ortak yönleri etkileyici sunumların uyması gereken 3 esas kural olarak özetliyor:
Sunumlar;

100.jpg

1. Duygusal olmalı

Tutku, heyecan, neşe, hüzün, samimiyet gibi hepimizin zaman zaman deneyimlediği duyguları sunumunuzda izleyicilere hissettiriyor olmalısınız. Bir duyguyu karşınızdakine uyandırmanız için önce sizin o duyguyu hissetmeniz gerekir. Sunum konunuzla nasıl özdeşleştiğinizi, size konunun neler hissettiğini önce kendiniz keşfedin. Size özel ve yaptığınız işe anlam katan şeyi bulun ve bunu sunumunuza yansıtın. Konuyla ilgili az bilgisi olan insanlar bile sizi konuya bağlılığınızı, sevginizi, endişelerinizi anlasın, görsün, hissetsin. 

Konuşma konunuza duyduğunuz ilgi, merak ve tutku sıkı bir çalışma sonrasında ve zaman içerisinde sizi o konunun uzmanı haline getirecektir. Daha çok bilgi edinmek, daha çok çalışmak, daha çok kişiye ulaşmak, daha iyi hizmet vermek hep kalpten gelir. Zorlama sonucu olmaz. Kendinize benim kalbimi ne hızlandırıyor, ne daha şevkli çalışmamı sağlıyor diye sorun. Unutmayın ki dinleyicilerinize ilham verebilmeniz için önce size ilham gelmiş olmalı. Araştırmacıların bulgularına göre ‘tutku’ bulaşıcıdır. Siz ne kadar tutkuyla konunuzu anlatırsanız, karşınızdakiler de konunuza o kadar ilgi duyar. Bir ürün veya hizmeti heyecanla anlatan bir kullanıcıyı dinlediğinizde ‘ben de deneyeyim şunu’ diye içinizden geçirirsiniz. Eğer değer verdiğiniz bir kişinin görüşüyse bu sizi daha da kolay etkiler. 

Hikaye anlatmak bir sanattır. Hikaye anlatmak üzerine çalışın. Kendi kendinize prova yapın. Çocuklarınıza, yeğenlerinize, arkadaşlarınıza başınızdan geçen olayları dikkat çeken bir şekilde anlatın.  Yeni öyküler, masallar okuyun. Okuduğunuzu hedef kitlenizin ilgi alanına göre anlatmayı öğrenin. Bir aktör/aktris gibi prova yapın. Ne kadar yetenekli olursanız olun her başarılı konuşmacının o konuşma için saatlerce hazırlanmış olduğunu unutmayın. 
İnsanın zaafları üzerine TED konuşması yapan Amerikalı yazar ve sosyal bilimci Dr. Brene Brown’ın dediği gibi, hikayeler ruhu olan verilerdir. Hikayeyi ruhunu vererek anlatmayı öğrenin. Başarılı Amerikalı Avukat Bryan Stevenson’ın yakın zamanda verdiği TED konuşmasının %65’i hikayelerden oluşmaktaydı. Aristo’nun pathos diye tanımladığı hikayeler ikna etmenin %65’ini oluşturmakta. Uri Hasson Princeton Üniversitesi’nde hikaye anlatma üzerine yaptığı araştırmalarda katılımcıların beyinlerine elektrotlar yerleştirerek duydukları hikayeye beyinlerinin verdiği tepkiyi incelemekte. Katılımcıların beyinlerinin belli bir bölümü hikayeyi duyunca uyarılmakta. Hikaye farklı bir dilde anlatıldığında beyin herhangi bir tepki vermemekte. Hasson bu durumu beyinden beyne bağlantı kurma olarak adlandırmakta. Bir diğer deyişle, bilgisayarın iPhone’la iPhone’un iPad’le olduğu gibi, beyinler hikayelerin gücüyle senkronize olmakta.

2. Yeni olmalı

Buying Brain (Satınalan Beyin) kitabının yazarı Dr. A. K. Pradeep’e göre, beyinlerimiz karşımızdakini dinlerken sürekli yeni, parlak birşeylerin arayışında olur, sürekli lezzetli birşeylere bakarız. 1985’te Titanik’i keşfeden Okyanus bilimci Robert Ballard TED konuşmasında herhangi bir sunumdan beklentilerini şu şekilde ifade ediyor: ‘Bir sunumda amacınız bilgi vermek, eğitmek ve ilham vermek olmalı. İnsanlara ancak yepyeni şekillerde dünyayı görmeyi öğretirseniz ilham vermiş olursunuz.’

Eski bir fikre taze bir soluk ve yeni bir yaklaşımla bambaşka bir anlam veya kullanım alanı yaratan yenilik insan beyninde dopamin hormonunu harekete geçirir ve beynimiz ‘kayıt’ düğmesine basar. Ağzınızı açık bırakan, aaaa dedirten, sizi şaşırtırken ne kadar güzel düşünülmüş diye takdir ettiğiniz o an sunumun doruk noktasıdır. Bill Gates Vakıf projeleri kapsamında sıtma ile ilgili bir sunum yapmış, sunum sırasında bir kavanozun içindeki sivrisinekleri serbest bırakarak herkesi şaşkın bir şekilde sunuma kilitlemiştir. Bu tür hayret ve şaşkınlık yaratan hareketleri sunuma entegre ederek dinleyicilerin sunumda verilen bilgileri hafızalarına kaydetmesini ve üzerinden zaman geçse de hatırlamasını sağlarsınız.

3. Akılda kalıcı olmalı

18 dakika kuralına uyun

TED konuşmalarında 18 dakika kuralına sıkı sıkıya uyulur, kimsenin 18 dakikadan fazla konuşmasına izin verilmez. Araştırmalar 18 dakikanın sunum süresi olarak ideal süre olduğunu göstermektedir. Uzun konuşmak dinleyicilerin beyninde gereksiz bir birikim yaratır, dakika üzerine dakikalar geçer ve dinleyicilerin zihinleri karışır, konsantrasyonları düşer, sunumun bitiminde hiçbir şey hatırlamaz hale gelirler. TED Küratörü Chris Anderson’a göre, 18 dakika ciddi konuları konuşmak için yeterince uzun, dinleyicilerin konsantrasyonlarını korumaları için ise yeterince kısa bir süre.

Görsel açıdan merak uyandıran slaytlar seçin

Bilim adamları kavramların kelimeler yerine görsellerle anlatıldığında çok daha iyi akılda kaldığını göstermiştir. Sadece kulaktan duyduğumuz bilgilerin %10’unu hatırlayabiliriz. Aynı bilgiye bir resim eklediğimizde hatırlama şansımız %65’lere yükselir. TED konuşmacıları içinde Bill Gates ve Bono slaytlarında kelimeler yerine resimler, çizimler ve videolara yer vermişlerdir.
Her birimizin duyulması gereken fikirleri, diğerlerine yarar sağlayacak bilgileri, yaptığı işle ilgili paylaşabileceği deneyimleri vardır. Bu bilgiler paylaşıldıkça büyür, yenileriyle birleşir, başkalarının katkılarıyla evrimleşir. Sizin doğru dili kullanarak işinizdeki başarılarınızı aktarmanız, çevrenizdekileri eğitmeniz, ilham vermeniz son derece değerlidir. Bu yalın sunum kurallarına uyarak heyecan duyduğunuz konuyu başkalarına da heyecan verecek şekilde anlatabilir, örnek bir 21. yüzyıl insanı olarak fikirlerinizi çevrenize yayabilirsiniz.  


Kaynak:


16 Ocak 2021 Cumartesi

İcat çıkarmak kolay değil

Tembel, yeteneksiz, idealsiz insanlar başarı peşinde koşanları daima engellemiştir. Bugün çok tanınan, varlıklı, başarılı bir çok insan kolayca zirveye ulaşmış değildir. Hepsinin öyküsü zorluklar içerir. Bazılarını biraz konuşturalım...

 

Jack Ma: “Üniversitede 3 yıl sınıfta kaldım. 30 iş başvurusunun tümünden red cevabı aldım. Harvard Üniversitesine 10 kez başvurdum. Hep red ettiler. Alibaba.com adlı e-ticaret sitesini açtım. 38 milyar dolarlık servet ile Çin’de 1. sıraya yerleştim.”

 

Ingvar Kamprad: “6 yaşımdayken kibrit satmaya başladım. 10 yaşımda kapı kapı gezerek yılbaşı süsleri sattım. Basit tasarımlı mobilyalar satan 370 IKEA mağazası açtım. 60 milyar dolarlık servete sahip oldum.”

 

Leonardo Del Vecchio: "1935 yılında doğdum. Ben doğmadan babam ölmüştü. Annem yoksul olduğu için beni yetimhaneye verdi. Ergenlik yıllarımda bir demir fabrikasında işe girdim. Burada madalya ve rozet üretiminde çalıştım. Geceleri de üniversiteye gittim. Mezuniyet sonrası fabrikada makinist oldum. Burada epey çalıştım. Sonra gözlük üretimi işine başladım. Ray Ban, Oakley, Prada Versace, Armani, Bvlgari, Polo, Chanel, Dolce Gabbana gibi gözlüklerin üretimini yapan Luxottica şirketini yarattım. 25 milyar dolarlık servet yaptım.”

 

Phil Knight: “Japonya’dan getirilmiş ayakkabıları arabamın bagajında satarak işe başladım. İlk Nike marka ayakkabıyı mutfak tezgahında ürettim.”  

 

Jan Koum: “Babam Ukrayna’da inşaat işçisiydi. Annemle ABD’ye göç ettik. Validem orada bebek bakıcılığı ve temizlikçilik yaptı. Bilgisayara çok ilgim vardı. Yahoo’da işe başladım. Sonra Whatsapp uygulamasını geliştirip Facebook’a 19 milyar dolara sattım.”

 

Gabrielle Coco Chanel: "1883’te Fransa’da doğdum. Yetimhanede büyüdüm. Burada terzilik öğrendim. Zenginler için elbiseler tasarladım. Mağazalar açtım. Channel markası lüks kesime ait oldu. 19 milyar dolarlık servete eriştim.”

 

Ferruccio Lamborghini: “İşe traktör yaparak başladım. Daha sonra dünyanın en hızlı giden otomobillerini yaptım.”

 

Larry Ellison: “Babam bizi terk etti. Annem ben 9 aylıkken başka bir aileye evlatlık verdi. Zeki olmama rağmen okulda başarı gösteremedim. Yazılımlara ilgim çoktu. Oracle firmasını kurdum. 35 milyar dolarlık servete eriştim.”

 

Eren Bali: "Malatya'nın dağ köyünde doğdum. Üniversiteyi yarıda bıraktım. Silikon Vadisine gittim. Fikrimi 57 yatırımcı reddetti. Pes etmedim. Şu an milyar dolarlık bir şirketim var."

 

Eren Özmen: "Bana hep başarısız gözüyle baktılar. NASA’ya uzay aracı yapımı işinde çalışan, 4000 personeli olan bir şirketim var.”

 

Bill Gates: “Grafiksel ara yüzü ve faresi olan bir bilgisayar yaptım. Bunun projesini bir firmaya sundum. Patron kağıtları yüzüme fırlattı. Microsoft’u kurdum. 20 yılda dünyanın en büyük 5 firmasından biri ortaya çıktı.”

 

Jeff Bezos: “Üvey babam tarafından yetiştirildim. 16 yaşıma kadar çobanlık yaptım. Sonra internet işine girdim. Amazon’u kurdum. 113 milyar dolarlık servete eriştim.”

 

Hamdi Ulukaya: "Erzincan ilinin ücra bir dağ köyünde doğdum. Dil öğrenmek için ABD’ye gittim. Oradaki sahte yoğurtlara hiç alışamadım. 5 yıl içinde ABD’nin yoğurt pazarının yarısını ele geçirdim.”

 

Amancio Ortega: "İşe terzi çırağı olarak başladım. 68 milyar dolar değeri olan ZARA’yı kurdum.”

 

Soichiro Honda: "Meslek lisesinden atıldım. Bir tamirhanede işe başladım. Kısa sürede ustabaşı oldum. Toyota’ya iş başvurusu yaptım. Almadılar. Ben de Honda’yı kurdum.”

 

Walt Disney: "Defalarca başarısız oldum. İşlerden kovuldum. Ama pes etmedim. Çizgi filmlerimi dünyadaki 8 milyar insan izliyor.”

 

Steve Jobs: “19 yaşındaydım. Dan Kottke ile birlikte kolejden ayrılmaya karar verdim. Okulu yarıda bırakıp Hindistan’a taşındım. Neden mi? Felsefi aydınlanmayı bulmak için. Bu olay, hayatımın önemli bir aşamasını, gelecekteki çalışmalarıma da büyük ölçüde ışık tutup derinden etkileyecek bir şeyi, yani sezginin gücünü öğrendiğim dönemi kapsıyor. İlk yıllarda pek çok insan beni mükemmeliyetçi yaklaşıma sahip bir öngörü adamı olarak tanımlıyordu. Ancak güçlü öngörülerim dahi 30 yaşımdayken kendi şirketimden (Apple) kovulmamı engelleyemedi. Sıfırdan inşa ettiğimiz bir şirketin bana tamamen sırtını dönüp, beni aşağılanmışlık duygusu ve derin bir hüsranla, en önemlisi de işsizlikle baş başa bırakabileceğini hayal edebiliyor musunuz?

Şirketten kovulmamın ardından geçen 11 yılda Apple iflasın eşiğine gelmişti. Microsoft’un yıldızının parladığı günlerdi. Şirket yetkililerinden gelen çağrıyı geri çevirmedim. İşe geri döndüm. Apple’ı yeni teknolojiler söz konusu olduğunda ilk akla gelen şirketlerden biri haline getirdim.”

 

Albert Einstein: “Tembel olmanız, bir deha olmadığınız ya da asla başarılı olamayacağınız anlamına gelmiyor. İletişim becerilerim dört yaşıma gelinceye kadar gelişmedi. Ailem bir şeylerin ters gittiğini düşünmeye başlamıştı. Öğrenim hayatım da pek parlak sayılmazdı. İlkokuldan kolej yıllarına kadar tüm öğretmenler beni asi, özensiz ve tembel bir öğrenci olarak tanımladılar. Asla başarılı olamayacağını düşünüyorlardı. Ancak, okulda tembellik gibi görünen şey aslında yalnızca can sıkıntısından ibaretti. Hayatım boyunca kitaplarda yazılan gerçekleri ezberlemekle yetinen bir tip olmadım. Aksine, her daim bir şeyleri analiz etmeyi tercih ettim. Örneğin, gökyüzü neden maviydi? Pusula iğnesi neden tek bir yönü işaret ediyordu? Ne yazık ki, bu bilgileri okulda öğrenmenin imkanı yoktu.

11 yaşındayken Max Talmud ile arkadaş oldum. Talmud, beni bilim ve felsefe üzerine çeşitli kitaplarla tanıştıran 21 yaşında bir tıp öğrencisiydi. Bu öğrenme ortamında kendimi geliştirdim.”

 

J.K. Rowling: “Harry Potter kitabından önce büyük sıkıntılar yaşadım. Devlet yardımı aldım. Boşandıktan sonra bebeğime bakmakta zorlandım. 90 bin kelimeden oluşan ilk kitabım Harry Potter ve Felsefe Taşı’nı bilgisayarım olmadığı için elle yazdım. Onlarca defa reddedildikten sonra kitabı küçük bir yayınevi basmaya karar verdi. Sonra servetim 1 milyar doları aştı.”

 

Ludwig van Beethoven: "47 yaşımdan sonra işitmemeye başladım. 9. senfoniyi hiç duymadığım halde besteledim.”

 

Eşref Armağan: “Doğuştan görme engelliyim. Parmaklarımla yaptığım resimleri tüm dünya biliyor. Sadece ülkemde beni pek tanımıyorlar.”

 

Cemil Meriç: “38 yaşımda göremez oldum. Kör kör binlerce sayfa yazdım. Ama 30 milyon Türk gencinin 30 bini bile beni bilmez, tanımaz, okumaz.”

 

Roosvelt: “39 yaşımda yürüyemez hale geldim. Rakiplerim beni sakat diye hep küçümsedi ama 3 kez ABD başkanı seçildim.”

 

Stephen Hawking: “ALS hastasıydım. Sadece gözlerim hareket ediyordu. Astrofizik alanındaki çalışmalarım hala aşılamadı.”

 

Stephen King: "Uzun bir süre çok yoksul bir hayat sürdüm. Evlenmek için ödünç kıyafet aldım. Eşimle bir karavanda yaşamaya başladım. Yazmaktan asla vazgeçmedim. İlk yayınlanan ve sadece 35 dolar kazandığım hikayem The Glass Floor’dan önce tam olarak 60 red mektubu aldım. Bugün kitaplarım milyonlarca satılıyor.”

 

Thomas Alva Edison: “İşitme engelliydim. Okul hayatını 12 yaşında noktaladım. Çocukken bana ‘geri zekalı, beceriksiz’ dediler. Ama 2500’den fazla buluş yaptım.”

 

Aşık Veysel Şatıroğlu: “6 yaşında çiçek hastalığı nedeniyle göremez oldum. Babam oyalanayım diye bana bir saz aldı. Onunla nice türküler söyledim.”

 

Stevie Wonder: "Görme engelli olmama rağmen müzisyenlikle ilgili 22 defa Grammy ödülü kazandım."

 

Harland David Sanders: “6 yaşında babamı kaybettim. 16 yaşımda okul bıraktım. 17 yaşımda 4 işten çıkarılmıştım. Hukuk fakültesine başvurdum. Red edildim. Trenlerde, sigorta işinde, aşçı ve bulaşıkçı olarak çalıştım. Albaylıktan emekli oldum. İlk maaşım olan 105 dolar ile kızarmış tavuk işine girdim. 70 yaşından sonra KFC’yi kurdum. Bugün, dünyanın en büyük 10 yemek firmasından biri oldu.”

 

Abraham Lincoln: “Başıma gelmeyen bela kalmadı. Ama asla pes etmedim. ABD Başkanı oldum.”

 

Henry Ford: “Otomobili icat ettim. Fabrika kurup üretime başlayayım dedim. 8 banka beni red etti. ‘At arabaları varken teneke arabaya kim biner’ dediler. 9. banka krediyi verdi. Bugün dünyanın en çok araç üreten şirketi ile karşı karşıyayız.”

 

Barış Manço: “Lisede müzik dersinden zayıf verdiler bana. Ama yılmadım. Bütün dünyanın tanıdığı bir sanatçı oldum.”

 

Ali Özdemir - 01.02.20 

http://www.aliozdemir.net/makaleler19.html