14 Haziran 2020 Pazar

Udemy’nin Kurucusu Eren Bali

Milyar Dolarlık İlk Türk İnternet Şirketi Udemy’nin Kurucusu Eren Bali ve Hikayesi

Birçok kişi, dünyadaki herhangi birinin herhangi bir konuda online eğitim alıp vermesine olanak tanıyan eğitim platformu Udemy’den haberdardır. Peki, bu dünyaca ünlü eğitim sitesinin arkasında bir Türk girişimci olduğunu biliyor muydunuz ? 33 yaşındaki Eren BALİ Udemy sayesinde, milyar dolarlık ilk Türk internet şirketinin kurucusu olarak tarihe geçmiş durumda. İşte sizlere Udemy’nin kurucu ortağı ve CEO’su Türk girişimci Eren BALİ’nin Türkiye’deki küçük bir köy okulundan başlayıp Silikon Vadisi’ne uzanan başarı hikayesi:

Eren Bali Kimdir ve Udemy Nasıl Ortaya Çıkmıştır?

Anne ve babası öğretmen olan Eren BALİ Malatya’da dünyaya geldi. İlkokulu küçük bir köy okulunda birleştirilmiş sınıfta okuduktan sonra Malatya Fen Lisesi’ni kazandı. Lisede girmiş olduğu Uluslararası Matematik Olimpiyatlarında derece yaptığı için MİT ve Harvard gibi dünyaca ünlü üniversitelerden teklif aldı. Ancak üniversite tercihini, ODTÜ’de okuyan ablasının da etkisiyle ODTÜ Bilgisayar Mühendisliğinden yana kullandı. Bilgisayar ve internetle ilk tanışması da ablası üniversiteye ilk gittiğinde eve almış olduğu bilgisayar sayesinde olmuştu. ODTÜ’deyken ortaokuldan arkadaşı Oktay ÇAĞLAR ile birlikte proje halindeki binaların 3 boyutlu maketini gösteren guncelbasin.com adlı internet sitesini kurdular. Bu fikir pek tutmasa da Udemy’e kadar uzanan girişimcilik macerasının ilk adımı atılmış oldu. Sonrasında ise yurtdışından genç girişimcilere eğitim vermek için  yurtdışından ODTÜ Teknokent’e gelen eğitmenlere  reddedemeyecekleri bir teklif sundular. İki girişimci bu eğitimleri online ortama taşımayı ve eğitimlere geliştirdikleri uygulama üzerinden devam etmeyi teklif etti. Kabul gören teklif sonrasında geliştirilen uygulama ile iki girişimci online eğitim sektöründeki hedeflerine bir adım daha yaklaştılar. Ertesi sene ikili, her şeyi geride bırakıp Silikon Vadisi’ne hayallerindeki online eğitim platformunu yaratmak için gitmeye karar verdiler. Elbette süreç pek kolay olmadı. Çalışma izni alınmasından, beş parasız geçen günlere ve uykusuz kalınan gecelere kadar birçok zorluk ikilinin yakasını rahat bırakmadı. Örneğin, Silikon Vadisi’nde hayallerindeki projeye rahatlıkla fon bulacaklarını düşünmüşlerdi ancak tam 6 ay boyunca 57 farklı yatırımcıdan red cevabı aldılar. Yatırımcılar sertifika alınamayan eğitimlerin tercih edilmeyeceğini düşünürken Eren Bali ise sertifika söz konusu olduğunda asıl hedefleri olan eğitim sürekliliğinin sağlanmasında sorun yaşayacaklarını düşünüyordu. Onlara göre bir defa sertifika alan öğrenci tekrar eğitim almakta isteksiz olacaktı. Sonunda bu öngörülerine inanan Dave McClure isimli melek yatırımcı sayesinde 1 milyon dolar fon toplamayı başardılar ve böylece Udemy’nin filizlenip bugüne ulaşması için can suyunu vermiş oldular. Günümüzde Udemy, dünyadaki online eğitim sektörünün parmakla gösterilen girişimleri arasında yer alıyor.

Bir bakışta Udemy:

Websitesi: www.udemy.com

Kurucular: Eren Bali, Oktay Caglar

Kuruluş Tarihi: Şubat 2010

Kategori: Eğitim Teknolojileri

Kayıtlı eğitmen sayısı: 45.000 +

Kurs sayısı: 20.000 +

Şirket değeri: 710 milyon dolar

– Videoyla eğitim alanında bir şirket kurmak ya da bir ürün geliştirmek  konusunda sizi neler motive etti? Piyasadaki hangi boşluğu hedefleyerek bu işe giriştiniz?

Eren Bali: Malatya’nın küçük bir köyünde dünyaya gözlerimi açtım. İlkokul yıllarımda, bütün öğrencilerin aynı sınıfta aynı öğretmen tarafından eğitim gördüğü bir okuldaydım. Memleketimde eğitime ulaşmak çok zordu. Arkadaşlarım her gün okula kar yağdığında bile 16 kilometre yol yürüyerek gelirdi. Bu çocuklar öğrenme ve hayatlarını daha iyiye götürme konusunda çok kararlıydılar. Ancak köyümdeki her çocuk okula gidebilme ayrıcalığına ne yazık ki sahip değildi. Arkadaşlarımın ve benim içinde bulunduğumuz bu berbat durumdan ziyade, beni etkileyen esas şey teknolojinin eğitime erişim konusunda yaratabileceği dönüştürücü etkiydi. Bugün köyümdeki çoğu çocuğun akıllı telefonu ve internet erişimi var. Bu çocuklar şimdi bilgiyle dolup taşan bir dünyaya erişim sağlayabiliyor ve daha önce akıllarına gelmemiş şeyleri öğrenebiliyorlar. Teknolojideki atılımlardan ilham alıyorum ve herkesin istediği her şeyi öğrenebileceği bir geleceğin parçası olmak beni heyecanlandırıyor. Eğitimin gelecekte çoğunlukla çevrimiçi verileceğine ve tüm dünyadan anında erişim sağlanabileceğine inanıyorum.

– Şirketinizin ve platformunuzun başarısının arkasındaki itici güç nedir? Eğitim teknoloji sektöründeki diğer şirket ve platformlara göre iş modelinizde, ürün modelinizde daha farklı bir yaklaşıma sahip misiniz?

Eren Bali: İlk günden itibaren herkesin her şeyi öğrenebileceği bir platform yaratmak konusunda ısrarcıydık. Pazaryeri iş modelinin bu iddialı hedefi tutturabilmek için en gerçekçi yol olduğunu farkettik. Uzmanların kolayca dersler verebilmesini, fikir alışverişi yapabilmesini, birbirlerinden öğrenebilmesini ve aynı zamanda destek görme anlamında harika bir deneyim yaşayabilmelerini istemiştik. Buna ek olarak, uzmanların dijital ortamda uzmanlıkları üzerinden gelir elde edebilecekleri sürdürebilir bir ekosistem yaratmak da bizim için önemliydi. Dikkat dağıtan dış faktörlere yenik düşmeden, amacımıza odaklanmamız sayesinde bugün çevrimiçi eğitim alanında bir merkez haline geldik.

– Kimleri hedefliyorsunuz? Ana kullanıcı tabanınız kimleri kapsıyor?

Eren Bali: Udemy herkese istediği her şeyi öğrenme konusunda yardımcı olur. Öğrenciler Udemy’e yeni beceriler öğrenmek, sahip oldukları becerileri geliştirmek ya da tutkulu oldukları bir şeyi daha da ileri götürebilmek için geliyorlar.

– Bize bir parçası olduğunuz diğer start-up ve ürün geliştirme projelerinden bahsedebilir misiniz? Bu projelerdeki rolünüz neydi?

Eren Bali: Üniversitedeki ilk yılımda Winamp’a benzer bir çevrimiçi müzik çaları sıfırdan yapmıştım. Çoğumuzun o zaman taşınabilir bilgisayarı yoktu, bu yüzden, daha çok okulun bilgisayar laboratuvarını ya da part-time çalışıyorsak iş yerimizdeki bilgisayarları kullanıyorduk. Geçmişte çevrimiçi bir müzik çalar yapmak müzik arşivinizi farklı bilgisayarlar arasında saklayabilmenin tek yoluydu. Bu durum beni çoğu masaüstü programının çevrimiçi olacağını düşünmeye itti ve böylece çevrimiçi uygulamalar geliştirmeye yöneldim. O zamandan beri ortağım Oktay ile birçok farklı çevrimiçi uygulama geliştirdik. 2007 yılında canlı eğitimler alabileceğiniz bir araç geliştirdik, bu da Udemy fikrinin tohumlarını attı.

– Lütfen önümüzdeki 12 ay içerisinde şirketinizden neler bekleyebileceğimizi bize anlatır mısınız? Önümüzdeki kilometre taşlarınız neler olabilir?

Eren Bali: Bir takım heyecan verici girişim üzerinde çalışıyoruz. Eğitim içeriklerimizi televizyon, telefon, tablet gibi diğer platformlara da taşımak konusunda oldukça heyecanlıyız. Ayrıca bu ay yeni Android uygulamamızı kullanıma açıyoruz, bu sayede milyonlarca öğrenci binlerce çevrimiçi kursa bulundukları her yerden erişim sağlayabilecek. Buna ek olarak, hem kullanıcı hem de içerik tabanımızı genişleterek uluslarası ayak izimize odaklanmaya devam ediyoruz. Udemy’nin internet sitesi şu an 11 dilde yerelleştirildi ve İspanyolca, Portekizce, Fransızca, Almanca, Türkçe, İtalyanca, Rusça, Korece, Japonca ve Çince dillerinde her gün yeni içerikler eklemeye devam ediyoruz.

Ayrıca özel gruplara yönelik içerik eklemeye ve hali hazırda varolan içerik alanlarımızın kapsamını genişletmeye çalışıyoruz. Son olarak, eğitmenlerimizin daha interaktif ve ilgi çekici eğitimler yaratabilmesi için farklı araçlar geliştiriyoruz. İnteraktif kodlama görevleri, daha sağlam değerlendirmeler, yazılı ödevler ve canlı tartışmaların sürdüğü güçlü topluluklar bu sene Udemy’de görmeyi bekleyebileceğiniz projeler.

– Udemy’i dönüştürücü bir güç olarak mı yoksa temelleri oturmuş bir şirket olarak mı değerlendiriyorsunuz? Eğer Udemy hala dönüştürücü bir güçse gelecek birkaç yılda bu özelliğini koruyacağını düşünüyor musunuz?

Eren Bali: Bugün hala sektörü dönüştüren bir gücüz. Kendi içeriğimizi üretmek yerine açık pazaryeri yaklaşımını benimsemek eğitim alanında radikal bir hareket olarak değerlendiriliyor. Udemy’den beri insanlar bu modelin önemini kavramış durumda.

Eğitimin küçük bir azınlığın sorumluluğunda olan değil, tüm dünyadan uzmanların ortak çabası olan bir dünyaya doğru ilerliyoruz. Benzer olarak eğitim artık sadece okullarla ve sınıflarla sınırlı kalmayacak. Udemy’nin görevi bu trendi korumak için gerekli pazaryerini ve platformu yaratmak.

–  Eğitim teknolojileri pazarının gelecek 6-12 ay hatta birkaç yıl içerisinde nasıl bir yol izleyeceğini düşünüyorsunuz?

Eren Bali: Eğitim teknolojileri pazarını önümüzdeki aylarda şekillendirecek üç büyük trend görüyoruz. Mobil öğrenme, büyük veri, kişiselleştirme ve yetenek temelli öğrenme gözden kaçırmamanız gereken trendler. Milyonlarca insan bilgisayar erişimi olmasa bile artık kendi becerilerini kendi istedikleri gibi geliştirmeye özgürlüğüne sahipler. Eğitimin büyük bir kısmının gelecek birkaç yıl içerisinde mobil cihazlara kayacağını düşünüyoruz. Büyük veri; eğitim metotları ve öğrenci davranışlarına dair anlayışımızın geliştirecek bir başka trend. Öğrenme konusundaki matematiksel analizler ise farklı tipteki öğrenciler için öğrenme deneyimini kişiselleştirmemizi sağlıyor. Bir diğer trend ise yetenek temelli, interaktif ve isteğe bağlı öğrenme şekli. Bazı pazarlarda oldukça iyi iş çıkartan bu trendin daha da büyüyeceğini düşünüyoruz.











--

Vadideki Türk: Silikon Vadisi’nin Göğsümüzü Kabartan Milyar Dolarlık Girişimcisi Eren Bali

--

Üniversite tercihini  ODTÜ Bilgisayar Mühendisliğinden yana kullandı. Aynı zamanda Matematik bölümünden de çift anadal yaptı.

“Malatya’dan hiç çıkmamıştım. ABD çok uzak geldi. Ablam ODTÜ’de okuyordu; o korkuyla ODTÜ’ye gittim”.
Aslında Eren Bali’nin bilgisayarla ilk tanışması, henüz daha ortaokuldayken ailesinin hiç borcunun olmadığı bir yaz dönemi, ailecek tatil yapmak yerine eve bilgisayar alınmaya karar verilmesiyle oldu.

“İnterneti kullanmaya başlayınca, onun yeni şeyler öğrenmek için harika bir araç olduğunu anladım”.

İlk senesinde ODTÜ Bilgisayar Topluluğunun sunucu üzerinden müzik dinlemesini sağlayan “MP3 server” adlı bir uygulama yazdı. Daha sonraları ortaokuldan arkadaşı Oktay Çağlar ile birlikte proje halindeki binaların 3 boyutlu maketini gösteren guncelbasin.com adlı internet sitesini kurdular. Bu fikir pek tutmasa da Udemy’ye kadar uzanan girişimcilik macerasının ilk adımı atılmış oldu.

Udemy; 2010 yılında Eren Bali, Oktay Çağlar ve Gagan Biyani tarafından ABD Silikon Vadisi’nde kurulmuştur. Kurucular üç kişidir fakat başından beri Udemy’nin kuruluşunda önder ve lider olan kişi Eren Bali’dir. 

Eren Bali 2010-2019 yılları arasında şirketin CEO’luğunu yapmıştır. Fakat yeni projelere yoğunlaşmaya karar vererek 2019 yılında CEO’luk görevini bırakmıştır. Şubat 2019 tarihinden beri Udemy’nin CEO’su Gergg Coccari’dir. Eren Bali şu anda Carbon Health‘in CEO’luk görevini yapmaktadır.

Udemy’nin kurucu ortaklarından olan ve yeni bir hayale yelken açan Eren Bali’nin yeni girişimi “Carbon Health” hasta bakımını ilk sıraya koymak için sıfırdan tasarlanmış modern, teknik özellikli bir sağlık hizmeti sağlayıcısıdır.


--
Twitter:

--

--

--
Eren Bali'nin girişimi Carbon Health, 26 milyon dolar yatırım aldı

--





7 Mayıs 2020 Perşembe

Selçuk Bayraktar

Baykar Teknik Müdürü ve T3 Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar, vakfının İBB'den bağış ve tahsis aldığı yönündeki iddialarının asılsız olduğunu yineledi. "Arkadaşlarımla konuştuk, bundan sonra da bu protokol feshedilecek" dedi
Baykar Teknik Müdürü ve T3 Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar, vakfının İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden (İBB) bağış ve tahsis aldığı yönündeki iddialarla ilgili olarak TV'de canlı yayında konuştu. Terörle mücadele başta olmak üzere stratejik ürünlerin geliştirilmesinde öncülük eden Selçuk Bayraktar, ülkemizin son dönemde yetiştirdiği isimlerin başında gösteriliyor. 

Canlı yayında soruları yanıtlayan Bayraktar, tartışmayla ilgili olarak "Önce 'Para aldı' dediler. Seçim döneminde kirli kampanya başlattılar. Mahkemeye verdik.  Bırakın para almayı, biz para verdik, emek verdik. Ben parayı o kadar kıymetli görmem. Bu işlerin hepsi büyük gönülle ruhla yapılır. Parayla yapılacak şeyler bellidir. Bina vesaire gibi şeyleri yapar. İnsan yetiştirmez para, ruhu inşa etmez. Bütün büyük işlerin hepsini de, bizim milli teknoloji hamlesiyle yapmak istediğimiz toplumsal seferberliği de parayla yapamazsınız" ifadesini kullandı.

Bayraktar şunları kaydetti:

"Biz Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı olarak şöyle düşünün. Bir pandemi var, pandemi hastaneniz var, devletin hastanesi var. Orada bir vakıf gönüllü doktorları organize etmiş. Onlara da geçinebilecekleri kadar maddi imkan sağlamış. Ama gönüllüler. Bizim öğrencilerimiz var. Bunlar gitmişler, devletin hastanesinde ücretsiz ekipmanlarıyla gitmişler hastaları tedavi etmişler. Hastaneye ilave bölümler yapılmış, orada da hastaları tedavi etmişler. O hastane devletin, pandemi bittiğinde oradan ayrılmışlar. 

Bu doktorlar ne yapmış? Kriz sırasında yaraya merhem olmak için hizmet vermişler, destek vermişler. Vakıf para harcamış, emek vermiş, bunu organize etmiş. Siz tutup diyorsunuz ki; 'Ee siz buradan destek aldınız.' Ya ben hizmet verdim. Bu hizmeti bu kurum yaptı. Ben bu hizmeti ne olarak yaptım? T3 Vakfı öğrencilere şu anda 1500 öğrenciye eğitim veriyor. Bu öğrenciler kimler? A partisinde, B partisinden öğrenciler değil. Bunlar sınavla, belki o iftirayı konuşanların akrabaları da bizden eğitim alıyorlar. Bilmiyoruz, bizi de ilgilendirmiyor açıkçası.

Bizim misyonumuz, tam bağımsız müreffeh güçlü Türkiye için milli teknoloji hamlesini geliştirmek. Tüm toplum buna inanırsa Devrim otomobillerinin önü kesilmez, Nuri Demirağların önü kesilmez. Bu geçmişten gelen köklü bir bir taassubu ifade ediyor bize."

Sohbetin devamındaki sorular ve Bayraktar'ın bunlara verdiği yanıtlar şöyle:

- Bu 41 milyon lira nereden çıkıyor anlamadım ben.

Pandemi örneğini düşünün. Düşünün ki hastanede gittiniz doktorlar bu hizmeti yaptı. Vakıf bursiyerlerimiz var, üniversite öğrencilerimiz. Eğitim veriyoruz. Nerede veriyoruz? Belediyenin yerlerinde. Bu yerler bizim mi? Değil. Belediye ile ortak bir protokolümüz var eski dönemden gelen sonrasında da devam eden.

Belediyenin yönetimi değiştiğinde biz siyasi bakmadığımızdan dedik ki biz devam edelim. Onlar da zaten devam etmek istediklerini bildirdiler. Hatta belediye bizim Ekrem İmamoğlu'nun başkanlığındaki İstanbul Belediyesi, TEKNOFEST'te de ortağımız, paydaşımız. Oraya da 56 kurum var hepsi para harcıyor. Vakfa mı harcıyor bunlar parayı, etkinliğe mi harcıyorlar? Belediye de harcadı.

'Biz T3 Vakfı olarak en başından itibaren kimseden bağış kabul etmedik'

- Siz belediyenin düzenlediği kurslarda gönüllü olarak sizin vakfınızın bursiyerleri gelip çocuklara...

Selçuk Bayraktar: Biz proje sunduk belediyeye. Dedik ki, biz böyle bir ekip kurduk. Bu eğitimin de Türkiye'de benzeri yok. Ne eğitimi veriyoruz? Yapay zeka, robotik. Çocuklar akşama kadar telefonlarıyla birbiriyle vakit geçiriyorlar. Bunu yapmak yerine çocuk fiziği, matematiği, kavraması zor olan soyut kavramı robotik ile oyun oynar gibi öğreniyor. Kodlamayı öğreniyor.

Nerede öğreniyor? Biz dedik ki, ufak yerlere ihtiyacımız var. Belediyenin internet kafe olarak kullandığı atıl yerler. Bugün artık bir geçerliliği yok. Sizin böyle yerleriniz, bizim de böyle eğitmenlerimiz var.

Biz T3 Vakfı olarak en başından itibaren kimseden bağış kabul etmedik.

- 41 milyon nereden çıkmış?

Şimdi onlar açıkçası, belediyenin bizim önümüze gelen belgelerde ne harcandığını bilmiyoruz. Harcandı deniyor bir şeylere. İnşaat mı yapılmış ne yapılmış? Bize ait bir şey yok. Bizim bir metrekare aldığımız bir tahsis devir yok.

Ama seçim malzemesi olarak kullanışlı olduğundan ve rakamlar insanların hoşuna gittiğinden köpürtüldü. Bakın biz para verdik. 4 milyon 250 bin liraya yakın üç yılda. Bunun bir kıymeti de yok onu söyleyeyim. Biz vakıf olarak böyle bir harcama yaptık, bunun bir kıymeti yok benim gözümde açıkçası. İnsanların gönülden verdiklerini parayla ölçemezsiniz.

Şimdi burada eğitim görenler, bir sınava giriyorlar. Buna inanılmaz ilgi var. Onlardan en başarılı kesim seçiliyor. Belediyenin yerinde, bizim öğretmenlerimiz tarafından eğitim görüyorlar. Biz üstüne eğitmen veriyoruz, destek veriyoruz. Ama destek almış gibi gösterilmeye çalışılıyoruz.

Bu siyasette özellikle siyasette böyle dediğinizde karşı taraf zaten bunu açıklayana kadar yalan dünyada üç tur atacağından siz yol almış oluyorsunuz. Biz bunu mahkemeye verdik hemen.

- 41 milyon lira falan para mara alma yok. Zaten diyorsunuz vakıf kabul etmiyor.

Hayır önce dediler ki siz bu parayı aldınız dediler. Sonra dediler ki 'Almadınız tamam destek olmuş.' Ya destek de yok, biz destek verdik. Bir türlü anlatamıyorsun, daha doğrusu herkes anlıyor aslında da.

'Belediye AK Parti'den CHP'ye geçtiğinde farklı bakmadık'

- Siz diyorsunuz ki, biz kimseden bir kuruş almadık. Bağış, para almadık.

Biz vakıf olarak biz bu prensiple kurulduk. Vakfımızın misyonu gereği, zaten bu işlerin hepsi büyük parayla yapılmaz, yapılmıyor. Büyük inançlarla, büyük motivasyonlarla yapılır. Siz toplumsal dönüşümü hedefliyorsunuz öncelikle kendi ekibinizle birlikte etrafınızdaki halkaları dönüştürmeniz lazım. Hangi doğrultuda? Milli Teknoloji Hamlesi ideali doğrultusunda. Yer de istemedik. Zaten yer var. Biz belediyenin yerlerinde eğitim veriyoruz. Biz belediyeyi bir kamu kuruluşu olarak gördük. O yüzden AK Parti'den CHP'ye geçtiğinde de farklı bakmadık.

Seçim öncesinde iftiralar olmasına rağmen görüştüğümüzde pozitif yaklaşımı görünce 'Asla sizi böyle görmüyoruz' demesi... 'Bu konuşulanlarla bir görmüyoruz' demesi, bunun yanında 'Ne olursa olsun destekleyeceğiz' İBB, on binlerce öğrenci getirdi TEKNOFEST'e. Ben emek vermişim, ben de o da destek veriyor. Kimin için yapıyoruz? İmkanı olmayan çocuklar için. Zaten imkanı olanlar bu eğitimlere ulaşırlar bir şekilde.

TEKNOFEST'e 1 milyon 750 bin kişi geliyor. Oradaki rüzgar tüneli etkinliği de ücretsiz, giriş de ücretsiz. Hatta taşıma bile ücretsiz olsun diye seferber olduk. Gelsin bir uçağa dokunsun, görsün bir çocuk belki ilerde ülkenin uzay programında çalışacak en imkansız çocuk.

Bütün bu ruhla yapılıyor bu işler. Ondan sonra tutuyorsunuz siz karalamaya kalkıyorsunuz. Bu insanın çok ağrına gidiyor. Ben, açıkçası kendi adıma değil ama temsil ettiğim bu genç kardeşlerim adına çok üzülüyorum. Onların da aileleri var, eğitim gören çocuklar var. Bunlar ümit bağlamışlar, belki bu çocuklar İHA SİHA yapacak.

Biz hayatımızı koymuşuz, vakfetmişiz adeta İHA, SİHA için. Benim 4 senem güneydoğuda geçti, 40 metrekare bir odada 10 sene yaşadım. En son damat olduktan sonra Zeytin Dalı Harekatında hangarda 4 ay yattım. Kabinde, konteynırda uçağın başından 100 metre uzaklaşmadım.

Ondan sonra siz tutuyorsunuz diyorsunuz ki 'Sen şöyle yaptın böyle yaptın.' Ya ben para verdim, emek verdim. Paranın da kıymeti yok ki. Ruhunu koymuşsun bu işe, bu çocuklar da koymuş. Sen tutuyorsun, oturduğun yerden kirli siyasetine alet etmeye kalkıyorsun. Biz de bunun üzerine çağrıda bulunduk. Dedik ki, burada bir hukuksuzluk varsa, biz bu işi belediye ile ortak yapıyoruz.

Yani Ekrem İmamoğlu'nun, CHP'li Belediye Başkanı'nın başkan olduğu İstanbul Belediyesi ile ortak yapıyoruz. Bir hukuksuzluk varsa bir kere iki taraf da yanlış yapıyor. Böyle bir şey yok ama alınan bir destek de yok. Eğer bir suç varsa, madem partilerinin CHP'nin Genel Başkan Yardımcısı diyor ya bu kadar paralar vakfa verildi. Varsa bu İBB ile beraber yapılıyor.

Biz buna 'İftira' diyoruz. Dedik ki, İmamoğlu'na çağrıda bulundum. Lütfen bu iddiaları tekzip edin. Etmeyecekseniz iki sebepten olabilir. Bir, siyasi olarak oraya mecbur kalıyorsunuzdur, çünkü beraber yapıyoruz bu hizmeti. Zaten mahkemeye vermişim. Bu yeni yazdığı şeyleri de ilave delil olarak mahkemeye sunacağım. Ya da seçim öncesi bu iftiralara sessiz kaldı. Sonrasında buradan çok yakın zamanda dene-yap atölyelerinde pandemi kapsamında genç kardeşlerimiz orada siperlik yaptılar. Onun reklamını yaptı Twitter hesabında.

Bir taraftan pozitif anlamda reklamını yapıyor, bir taraftan da iftira maruz kaldığında sessiz kalarak burada da siyasi gayri samimi durum ortaya çıkıyor. Bizim bunu kaldırabilmemiz mümkün değil, biz de dedik ki şayet açıklama gelmezse protokolü feshediyoruz. Ben de arkadaşlarımla konuştuk, bundan sonra da bu protokol feshedilecek.

'Bu milletin bu şartlarda, bu işlere yapılacak teveccühü çok büyük'

- Ama olan çocuklara olacak.

Allah'ın izniyle biz sıkıntıda kalmayız. Bu milletin bu şartlarda, bu işlere yapılacak teveccühü çok büyük. Gerekirse siz burada stüdyonuzu verirsiniz biz burayı dene-yapa çevirir eğitimi yaparız. Öyle değil mi?

- Tabii...

Bize lazım olan yerler çok büyük yerler değil. 100 metrekare, 200 metrekare yerler. Yeter ki bu çocuklar kodlamayı sevsin, yapay zekayı sevsin. Bu malzemeler de çok büyük bedeller tutmuyor. Ben bu seferberlikten gördüğüm, solunum cihazından gördüğüm şeyden dolayı böyle konuşuyorum biraz. Yeter ki iyi niyet olsun, herkes zaten sefeber olur. Üç kuruşluk yer verildi diye, bu kadar siyasete alet edilmek açıkçası çok koyuyor. Bunu kaldıramıyoruz, dolayısıyla feshediyoruz. Sessizlik de açıkçası koyuyor.

- Çıkıp belediye başkanının burada usulsüzlük yok, beş kuruş yok, vermedik, almadık demesi lazım.

Çünkü kendileri beraber yapıyor bu işi bizimle. Biz koyuyoruz destek koyuyoruz, onlar da koyuyor.

- AK Parti döneminde ne yapıyorsanız CHP döneminde de aynısını yapıyorsunuz.

Bu yerlerin anahtarları bile bizde değil. Bu yerler belediyenin yerleri, güvenlik görevlileri onların. Bizim gönüllü öğretmenlerimiz gidiyor ders anlatıyorlar. Bu kadar insanın hakkına girilmesi benim ağrıma gidiyor. Yüzlerce insan eğitim veriyor, binlerce insan çoluğunu çocuğunu buraya vermiş aileler zan altında kalıyor. Ve siz sessiz kalıyorsunuz.