22 Mart 2021 Pazartesi

Dr. Özlem Türeci ve eşi Prof. Dr. Uğur Şahin - Koronavirüs aşısını bulan BioNTech'in kurucuları

 

19.03.2021

Almanya, Dr. Özlem Türeci ve eşi Prof. Dr. Uğur Şahin'e liyakat nişanı verdi

Koronavirüs salgınında geliştirdikleri aşı birçok ülkede kullanılmaya başlayan BioNTech kurucu ortağı ve CEO'su Prof. Dr. Uğur Şahin ve eşi Dr. Özlem Türeci'ye Almanya Federal Cumhuriyeti Liyakat Nişanı verildi.


Şahin ve Türeci'ye Bellevue Sarayı´nda düzenlenen törende Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier ve Almanya Başbakanı Angela Merkel'in katılımıyla liyakat nişanı takdim edildi.


Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, törende yaptığı konuşmada, "Geliştirdiğiniz aşı insanlığa bir hizmettir. Şu anda bu yüzden burada bulunuyoruz. Bu aşı sadece hayat kurtarmıyor, aynı zamanda insanlığın sosyal yaşantısının devamını da kurtarıyor" ifadelerini kullandı.


"Sizlerin hikayesi insanlık için en iyi ilham kaynağıdır" diyen Steinmeier, Almanya'nın salgını kontrol altına alacağını söyledi.


Özlem Türeci, liyakat nişanının takdiminin ardından yaptığı konuşmada, bu nişanın kendilerine verilmesinden dolayı eşi Uğur Şahin ile büyük onur duyduklarını ve bu nişanın kendileri için büyük değer taşıdığını söyledi.


Covid-19'a karşı aşının geliştirmesine katkısı olanlara teşekkür eden Türeci, "Dünya ile virüs arasındaki yarışta bizim nihai hedefimiz etkili ve uyumlu bir aşı geliştirmekti" dedi.


Uğur Şahin de liyakat nişanını, geçen yılın başarılarının toplu bir takdiri ve onuru olarak gördüğünü belirterek, ekibine ve uluslararası ortaklarına teşekkür etti.

Pandeminin birinci yılı henüz dolmadan, Kasım 2020'de geniş denek grubu üzerinde yapılan deneylerde Pfizer ve BioNTech tarafından geliştirilen koronavirüs aşısının Covid-19 hastalığına karşı "yüzde 90'dan fazla etkili olduğu" açıklandı. Pfizer ve BioNTech, söz konusu gelişmeyi "bilim ve insanlık için büyük bir gün" sözleriyle duyurdu.


Koronavirüs aşısında başarıya ulaştığını açıklayan ilk şirketin üzerinde çalıştığı aşı, altı ülkede 43 bin 500 kişi üzerinde test edilmişti; bu ülkeler arasında Türkiye de vardı.


Özlem Türeci ve Uğur Şahin kimdir?

Almanya merkezli BioNTech şirketi, aileleri Türkiye'den Almanya'ya göçmüş Özlem Türeci ve Uğur Şahin tarafından 2008'de kuruldu.


Evli olan Türeci ve Şahin çiftinin bu başarısı, Avrupa Reform Merkezi baş ekonomisti Christian Odandahl'ın şu ifadeleri kullanmasına yol açmıştı:


"Almanya uzun süre göç konusunda ne kadar açık olması gerektiği konusuyla uğraştı ve savaş sonrasındaki 'misafir işçiler' programı hep sorgulandı. Uğur Şahin'in babası Köln'deki Ford fabrikasında çalışmaya gelen bu misafir işçilerden biriydi, şimdi oğlu dünyayı saran salgına son veren kişi olabilir."


BioNTech'in CEO'su olan Prof. Uğur Şahin, aynı zamanda Mainz Üniversitesi Tıp Merkezi'nde çalışıyor.


55 yaşındaki Şahin, daha önce de eşiyle birlikte kurucusu olduğu Ganymed adlı ilaç şirketinin Bilimsel Tavsiye Kurulu Başkanı olarak görev yapıyordu.


İmmünolog ve onkolog olan Şahin, İskenderun'da doğduktan sonra dört yaşında ailesiyle birlikte Almanya'ya göçmüştü.


Babası Köln'deki Ford fabrikasında çalışan Şahin'in hayali doktor olmaktı.


Bir fabrika işçisinin çocuğu için ulaşması zor bu hayali gerçek kılan Şahin, bugün eşiyle birlikte Almanya'nın en zengin 100 kişisi arasında.

İngiliz Telegraph gazetesine göre çift, ilk şirketleri Ganymed'i 1,4 milyar euroya satmıştı.


BioNTech'in piyasa değer ise, Kasım ayında aşının etkinliğinin yüzde 90 olduğunun açıklanmasının ardından 20 milyar euroyu aştı.


Şirketin kurucularından Dr. Özlem Türeci, on yıl boyunca Klinik ve Bilimsel Danışma Kurulu'nda görev yaptıktan sonra 2018'de BioNTech Tıp Şefi oldu.


53 yaşındaki Türeci aynı zamanda Kanser İmmünoterapi Derneği Başkanı.


Babası İstanbul'da bir doktor olan Türeci'nin ailesi, doğumundan önce Almanya'ya göçmüş.


Türeci eşiyle Hamburg'da çalışırken tanışmış.


Türeci "Düğün günümüzde bile laboratuvarda çalıştık" diyor.


Çift, Ganymed şirketinde modifiye edilmiş genetik kodlarla bağışıklık sistemine kanserle mücadele etmeyi öğreten çalışmalar yapıyordu. Bu uygulamada bağışıklık sistemi, kanserli hücreleri vücuda giren bir virüs gibi algılayarak onları ortadan kaldırmaya çalışıyor.


Ganymed'i satışları, Almanya'da o tarihe kadarki en büyük tıp şirketi satışı olmuştu.


BioNTech şirketinde de mRNA teknolojisini kullanarak aşı alanında bir devrim yapmayı hedefleyen çift, şimdi bu yöntemi koronavirüs aşısı için kullanıyor.


Euronews'e göre çift, koronavirüs salgını küresel bir pandemiye dönüşmeden önce bunun gerçekleşeceğini öngörerek 25 yıldır geliştirdikleri bu yöntemle derhal aşı çalışmalarına başlamaları gerektiğine karar vermiş.


Yönetim kurulunu acil toplantıya çağıran ikili, Çin'de yaşananların tüm dünyayı etkilemeyeceklerini düşünen yöneticileri ikna etmek için çaba sarf etmiş.




Alıntı:

https://www-bbc-com.cdn.ampproject.org/c/s/www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-56464311.amp


--

10.11.2020

Uğur Şahin ve Özlem Türeci: Koronavirüs aşısını bulan BioNTech'in Türk-Alman kurucuları

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-54882588

--

Erol Bilecik - Türk Sanayici ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) önceki Başkanı, Index Grup Yönetim Kurulu Başkanı

22.03.2021

Türk Sanayici ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) önceki Başkanı, Index Grup Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik


Her zaman sorunlar vardır ve bunlardan yakınılır. Ama her şeye rağmen iyimser olmaya mecburuz.

--

Özellikle son yıllarda lojistik alanında büyük atılımlar yapan ülkemiz gelişmişliği, stratejik konumu, lojistik deneyimi, nitelikli işgücü, genç nüfusun yeniliklere uyum kapasitesi ve kuvvetli girişimci profili ile Avrupa’nın ve bölgenin üretim üssü olmaya aday.

--

Küresel arenada artık rekabetin kozu teknolojidir. Dolayısıyla Türkiye’nin bugün yapacağı en önemli hamle, dijital dönüşümde hız kazanmasıdır. Teknolojiye, dijital dönüşüme ve bunu yönetecek yetenekli insan kaynağına akılcı yatırımların yapılması ve belirli bir ekonomik reform sürecinin hayata geçirilmesini bu anlamda çok önemli buluyorum.

--

Küreselleşen dünyada bugün dış politika, tüm ülkelerin ekonomilerini etkiliyor. Türkiye’de de biliyoruz ki uluslararası politikada iletişime dayalı sıcak ilişkilerin kurulduğu her dönem, ekonomimiz ivme kazanmıştır. Dış ilişkilerde istikrar, ekonomik istikrar için “olmazsa olmaz” bir gerek şarttır. Ekonomi, dış ilişkilerin aynası gibidir. Dış politikadaki her değişim, ekonomiye anında yansır. İş dünyasının bir gözü ekonomide, diğer gözü ise dış politikadadır.


Dış ilişkiler oldukça hassasiyet gerektiren bir hesap-kitap işidir. Dış ilişkilerde istediğini söyleyen, istemediğini işitmek zorunda kalabilir. Ülkeler arası ilişkilerde kısa vadeli ve aceleyle atılan adımlar, ekonomimizin sadece bugününü değil, yarınını da etkiler. Dış politikada “bir oraya bir buraya savrulan” bir yaklaşımın elbette ki ekonomiye faydası olmaz, zararı olur. Dış ilişkilerde ipleri sürekli gerip gevşetmenin çok ciddi ekonomik, toplumsal ve siyasi maliyetleri olur. Tepkilerimizi kontrol edemezsek, tepkilerimiz hayatımızı kontrol eder.


Kalıcı çözümler için iş dünyası olarak bizim önceliğimiz her zaman; istikrarlı, uluslararası yatırımcılarla dost, tarafsız, değişime açık ve güvenilir bir ekonomi yönetimidir. Dış politika hiçbir zaman iş dünyası için ekonomik riski büyütmemelidir. Bütün dünya ülkelerine ve iş insanlarına Türkiye’nin güvenli bir ülke olduğunu, burada parlak bir gelecek olduğunu ve ülkemizdeki yatırımlarına devam etmeleri gerektiğini göstermemiz gerekir.


Başka ülkelerle yaptırımlar ve anlaşmazlıkların değil, ekonomik işbirliklerinin ve yatırımların konuşulduğu ılımlı bir ortama ihtiyacımız var.

--

Kuyuyu, susamadan önce kazmak gerekir

• Çin’in 14’üncü 5 yıllık planında, AB’nin 7 Ocak’ta ilan ettiği yeşil teknolojik dönüşüme dayanan "Sanayi 5.0” stratejisinde, Biden yönetiminin ABD Ulusal Güvenlik Strateji Ara Belgesi’ne baktığımızda görünen o ki, teknolojik gelişmeler ve getirdiği sorunlar önümüzdeki 10 yılda büyük resmin merkezine oturacak. Rekabetin çerçevesini değiştirecek. Türkiye, bu süreçte nasıl bir pozisyon almalı?


Dünya gündeminde yer alan bu gelişmelerin nedeninin sürdürülebilirlik, teknolojik dönüşüm ve ekonomik büyümede yeni bir yol arayışı olduğunu düşünüyorum. Bu gelişmeler iklim değişikliği ile mücadelenin ötesinde, aynı zamanda Çin, ABD ve AB’nin yeni büyüme stratejilerinin bir yol haritası. Dünya ekonomisindeki bu yeni yaklaşımın, kısa vadede kazananları ve kaybedenleri olacağı aşikar. Kuyuyu susamadan önce kazmak gerekir. Kazananlar arasında yer almak için; Türkiye’nin de küresel ekonomideki bu gidişatı doğru okuyarak hızla, kapsamlı ve sürdürülebilir bir büyüme stratejisi oluşturması gerektiğine inanıyorum. Bizim de insan merkezli ve sürdürülebilir sanayiye geçmek üzere; yeşil ve dijital teknolojilerle dönüşüm için Türkiye’ye özgü bir yol haritası çizmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bu yol haritasının merkezinde hem teknoloji hem de yüksek teknoloji üretimi ve ihracatı olmalıdır ki bu yol haritasını Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir geleceği için çok büyük bir fırsat olarak görüyorum.


Dijital dönüşüm 100 trilyon dolarlık fayda yaratacak

• Siz İTÜ mezunu, Türkiye’nin ilk bilgisayar mühendisleri arasındasınız. Teknolojik ve dijital dönüşüm ülkelerin ekonomilerinde, şirketlerin verimliliklerinde nasıl bir etki yaratıyor? Teknolojik ve dijital dönüşümde önemli yol alabilen ülkeler, şirketler büyümede çok mu öne geçiyor?


Dijitalleşme ile gelen en büyük fırsat şüphesiz; verimlilik artışı, müşteri ihtiyaçlarına hızlı cevap verebilme, farklılaşma, inovasyon ve yeni gelir kaynaklarının yaratılmasıdır. Yine bu kapsamda, çok kârlı ve yüksek hacimli bir iş kolu olan e-ihracat da önemli bir potansiyel barındırıyor. Özetle buradaki fırsat, rekabet avantajıdır. Özellikle pandemi neticesinde, dijital dönüşümün rekabetteki etkisi, şüphesiz daha da kritik bir hale geldi. Dünya Ekonomik Forumu'na göre dijital dönüşümün 10 yıllık dönemde toplamda 100 trilyon dolar ekonomik fayda yaratması bekleniyor.


Sadece yapay zeka ekonomisinin 2030 yılına kadar oluşturacağı ekonominin boyutunun ise 15.7 trilyon dolar olacağı öngörülüyor. 3 trilyon dolarlık bir blokzincir ekonomik büyüklüğü, 500 milyar dolarlık bir nesnelerin interneti teknolojileri büyüklüğü ve diğer dönüştürücü teknolojileri ele aldığımızda, bu değer 20 trilyon dolarlık bir rakamın üzerine çıkıyor. 133 trilyon dolarlık bugünkü dünya ekonomisinin büyüklüğüne baktığımızda, bu teknolojilerde söz sahibi olacak ülkelerin önümüzdeki 100 yılın yeni dünya liderleri olacağını söylemek, sürpriz olmaz.


Dijital dönüşüm, Türkiye’nin global rekabetçi gücünü artırabilecek en önemli unsurdur ve bizim de bu yolda hızla ilerlememiz şarttır.

Hayata hep iyimser baktım pişman olmadım

• Elon Üniversitesi’nin 915 uzman arasında yaptığı bir araştırma pandemi sonrası dönemde eşitsizlik ve adaletsizliğin büyüyeceğini, otoriter eğilimlerin yükseleceğini, yapay zekanın, robotların küreselleşmenin olumsuz etkilerini artıracağını, dünyada işsizliğin büyüyeceğini, kanıt temelli düşünceye ve politikaya yönelik tehditlerin artacağını belirledi. Araştırmaya dayalı rapora göre, dijital ortamda yaşayan bireylerin akıl sağlığına yönelik baskılar artacak. Bu saptamaları nasıl değerlendiriyorsunuz?


Böyle dönemlerde en mantıklı yaklaşım, ihtiyatlı davranmaktır. Benim dikkate aldığım dinamik, insanın içindeki iyiye olan inancımdır. Ben hayata hep iyimser bakmaya çalıştım ve bundan hiç pişman olmadım. İnsanlar geçmişte de değişik şekillerde felaketler yaşamıştır ve her felaket sonrasında daha iyi bir yaşam için çözüm yolları bulmuştur.


Pandemiyle mücadele sürecinde geniş ölçüde paylaşılan “hepimiz birlikteyiz” anlayışının, iklim değişikliği, nükleer silahlar, küresel göç, aşırı yoksulluk ve biyolojik çeşitlilik kaybı sorunlarına daha fazla küresel sahip çıkma, teknolojinin hayatın her alanına getirdiği yenilik ve geliştirmeler açıkçası bana umut veriyor.


Teknolojik gelişmelerin iyiye kullanılmasıyla sosyal dengeler yeniden kurulabilir, toplumsal adalet ve eşitlik duygusu yeniden güçlendirilebilir, yaşam kalitesi iyileştirilebilir, gelir adaletsizliğinin üstesinden gelinebilir. Gücümüzü iyi şeyler için kullanarak gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakabileceğimize inanıyorum.


İnovasyon, özgür düşünce ortamında gerçekleşir

• Devlet önemli teşvikler veriyor ama Ar-Ge ve inovasyonda arzulanan noktada değiliz. İhracatımızda yüksek teknolojiye dayalı ürünlerin payı yüzde 3-4 dolayında. Bu yolculukta başarı için sadece teşvikle gelmiyor mu?


Türkiye'nin ileri teknolojili ürünler üretmesi için her şeyden önce eğitim sistemini yenilemesi ve çağa uygun bir hale getirmesi gerekiyor. Ekonomik gelişmişlik ve kalkınma seviyesi ile inovasyon ve teknoloji yaratma kapasitesi arasında doğru orantılı bir ilişki vardır. Araştırma, geliştirme ve inovasyon ancak ve ancak özgür düşünce ortamında ve bilimsel bir yaklaşımla eğitilmiş insan kaynağı ile gerçekleşir.


Ancak maalesef biz hâlâ eğitime, bilime ve teknolojiye gereken önemi vermiyoruz. İnsana yatırım yapan, bilim ve teknoloji üreten ülkeler, ekonomik büyümelerini de sürdürülebilir hale getirmeyi başarıyor. Geleceğimiz için öncelikle inovasyonun ve özgür düşüncenin cesaretlendirildiği ortamlar oluşturmamız gerekiyor.


Büyüme önemli ama sürdürülebilir olmalı

• COVID-19 krizine rağmen Türkiye 2020’de yüzde 1.8 büyümeyle dünyada öne çıktı. Bu büyümeyi nasıl yorumluyorsunuz?


Bütün dünya ekonomilerini derinden sarsan böyle tarihi bir yılda Türkiye ekonomisinin büyümesi elbette ki çok önemlidir. Bu büyümenin en önemli nedeni, ülkemizde çok güçlü bir kredi politikası uygulanması oldu. Düşük faizli krediler, hem konut hem otomobil piyasasını canlandırdı ve bunlar da büyümeye etki etti.


Türkiye'de ekonomi yavaşlamaya başladığında, genellikle reçete kredi hacmini artırmak olur. Ancak bu elbette ki sürdürülebilir bir ekonomi politikası değildir. Ekonominin kredi yoluyla büyütülmesi, çoğunlukla işsizlik ve gelir dağılımı açısından iyi sonuçlar doğurmayan bir yoldur. Uzun vadede daha sağlıklı, kalıcı, sürdürülebilir ve enflasyonu da kontrol altına alınmış bir büyümeyi hedeflememiz gerekir.


Ülkemize güven tazelensin sözümüz yine ‘senet’ olsun

• 6 Kasım 2020’den sonra uygulanan ekonomi politikalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?


Türkiye açısından son dönemde ekonomi yönetimindeki değişiklikleri, oldukça olumlu buluyorum. Para politikasının sıkılaştırılması ve sadeleştirilmesi, kredi büyümesinin dizginlenmesi yurt içinde olduğu kadar uluslararası sermaye çevrelerinde de olumlu yanıt buluyor. Liranın değer kazanmasını, kredibilitenin iyileşmesini, Türkiye'nin risk priminin düşmesini sağlayan bu politika değişikliğinin, enflasyonu da kademeli olarak düşüreceğini umuyorum. Diğer taraftan kurların daha stabil hale geliyor olması da olumlu bir gelişme.


Ekonomiyi yaratan güven; güveni yaratan ise aksiyondur. Ülkemize olan güveni tazelemek ve sözümüzün yeniden senet olmasını sağlamak için dünya ile ilişkilerimizi hızla geliştirmemiz gerekiyor. Uzlaşmacı, demokratik, insan haklarına ve hukuka saygılı, çağdaş bir ülke olma yolunda adımlarımızı attıkça, ekonomi ve hukuk alanında gereken reformları hayata geçirdikçe her şeyin daha iyiye gideceğine inanıyorum.


Riskten uzak durmak yaşamdan uzakdurmaktır

• Bugün üniversitenin son sınıfına gelmiş ya da yeni mezun gençlere Erol Bilecik hayat tecrübesinden süzülüp gelen hangi rafine önerilerde bulunur?


Bir an önce kendinizi adayacağınız, sizi heyecanlandıran ve harekete geçiren güçlü bir hayaliniz olsun. Bu hayali gerçekleştirmek için daima büyük düşünün, ancak küçük başlayın. Kendinize güvenin ve risk almayı sevin. Unutmayın; riskten uzak durmak, yaşamdan uzak durmaktır.


İletişimde başarılı olmaya daima özen gösterin. Zira siz ne söylerseniz söyleyin; söylediğiniz, karşınızdakinin anladığı kadardır. Çok çalışın ve asla vazgeçmeyin. Dünya vazgeçenleri değil; azmedenleri hatırlar. Hayat uzun bir yol. Bu yolda şunu hiç unutmayın: Bir şey olmuyorsa, daha iyisi olacağı içindir.


Dünyayı değiştirecek bir Unicorn’a imza atmak isterdim

• 30 yaşın altında ama bugünkü deneyimlerine sahip Erol Bilecik hangi sektör veya alanda hangi işi yapmayı düşünür?


Muhtemelen yine bilim ve teknoloji odaklı girişimcilik ekosisteminde yerimi almak isterdim. Global çapta bakacak olursak şirketler, yatırımcılar ve üniversiteler, rotalarını bu yöne doğru çevirmeye başladılar. Bilim ve teknoloji odaklı araştırmaların, işbirlikleri ve ürün geliştirmenin ardı arkası kesilmiyor. Türkiye açısından bakacak olursak da; yüksek potansiyele sahip, yenilikçi, katma değerli ve teknolojiye duyarlı ekosistemin, teknolojik girişimler için en uygun pazarlardan biri olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Bugünkü tecrübelerime sahip ve 30 yaşında bir genç olsaydım; tutkulu bir girişimci olarak Türkiye'den çıkıp dünyayı değiştirecek bir unicorn'a imza atmak isterdim.


Alıntı:

https://www.dunya.com/ekonomi/index-grup-yonetim-kurulu-baskani-erol-bilecik-kuresel-sistemin-maskeleri-dustu-haberi-615072



21 Mart 2021 Pazar

En zekiler değil, bu kişiler lider olacak

 Yatırım bankası JP Morgan CEO’suna göre başarılı lider olmak için en akıllı ve zeki olmak dışında başka önemli özelliklere ihtiyaç var.

ABD merkezli yatırım bankası JP Morgan Chase'in Başkanı ve CEO'su Jamie Dimon'a göre, en başarılı liderlerin belirli temel özellikleri var.  “Alçakgönüllülük, açıklık, adaletli ve hakiki olmak” bunlar arasında en önemlileri olduğunu belirten Dimon, “Odadaki en zeki kişi veya odadaki en çalışkan kişi olmak değil” dedi. 250 binden fazla çalışana sahip ABD’nin en büyük bankasını yöneten Dimon, LinkedIn Baş Editörü Daniel Roth’a açıklamalarda bulundu.


Dimon, Roth'a verdiği demeçte, “Odaya doğru insanları toplamak, bürokrasiyi öldürmektir” dedi ve ekledi: "Ancak liderliğin gerçek anahtarı sadece bunu yapmak değil. Bu, ‘karizmaya’ veya ‘beyin gücüne’ sahip olmakla değil, ‘insanlara saygı duymakla’ ilgili.”

 BAŞARI VE VERİMLİLİĞİ ARTIRAN ÖZELLİKLER


Dimon, bu özelliklere sahip olmanın başarının yanı sıra verimliliği de artırdığını söyledi. 


Dimon, bir iş mülakatı yaparken veya bir terfii değerlendirirken yanıt aradıkları soruları şöyle sıraladı: “O kişi için çalışır mıydınız? Çocuğunuzun o kişi için çalışmasını ister miydiniz? Suçu üstlenir misiniz? Bir şeyler ters gittiğinde nasıl davranırsınız?


“İnsanlara saygı duyun" diyen Dimon, başarıya ulaşmak için "insanlara kendinize nasıl davranılmasını istiyorsanız öyle davranın" dedi.


Kaynak:

https://www.finansgundem.com/haber/en-zekiler-degil-bu-kisiler-lider-olacak/1557592